11 Followers
12 Following
kitabisevda

Kitab-ı Sevda

Okumayan adamın yaşadığına inanmayan, filmlere de bir o kadar takıntılı blogger.

Currently reading

Robinson Crusoe
Virginia Woolf, Daniel Defoe, Gerald McCann
The Hobbit, or There and Back Again
J.R.R. Tolkien, Barbara Remington
The Assassin's Curse - Cassandra Rose Clarke Kitabın konusu ve yorum için: http://www.kitabisevda.com/2013/09/kitap-yorumu-assassins-curse-cassandra.html

Bu kitaptan çok hoşlandım desem?! Kapağı falan da hoş. Normalde böyle doğaüstü kitaplar okumuyorum; geçmişte geçen... Belki de bu yüzden sevdim. İlerde fikrimi değiştirebilirim. :D

Ananna'nın güzel insanlara güvenmediğini size yukarıda söyledim. Bu gerçekten de böyle. Naji'nin güzel olması onun için pek bir sorun olmuyor. Zira yüzünde büyük bir yara var ve bu onun kendini saklamasına neden oluyor. Naji gerçekten içimi burktu.

Kitabın dünyası bildiğini Karayip Korsanları gibi. Ancak arada cadılar ve buharlı makineler boy gösteriyor. Bir de Mists denilen paralel bir dünya var. Büyünün kaynağı orası ve Naji'yi öldürmeye çalışan güç oradan geliyor. Geçmişinde Naji dünyayı kurtarmış, totosunda da bu bela kalmış. Yazıkk :(

Naji'nin hayata bakışı biraz bön bön. Böyle bir duyarsız havası var. Beni sinir etti. Ananna hayatken o bildiğin kıyafetlerinin rengi gibi tüm hayatı çalıyor gibi. Üzerine bi gök kuşağı atsak güzel olabilirdi...

Aklınıza yattıysa okuyun bu kitabı, sevdim ben! :D
Kitty and the Midnight Hour - Carrie Vaughn Kızımız Kitty bir radyo programında çalışıyor ve bir kurtadam. Şansının yaver gitmesiyle gizli paranormaller hakkında bir radyo programı tutturuyor ve yerel vampirlerin ilgisini çekiyor. Yeni bir kurtadam ve temeli, karakter gücü olmayan bir kişi. Kurdu ise alt. İlerde belki benim sevdiğim gibi bir karakter olabilir ama ısınamadım. Bu yüzden okumayı, devam etmeyi düşünmüyorum. Alfaya kafa tutabilen bir kurt olsaydı işler değişirdi. Alfa 'he' deyince bacaklarını açıyor ama bu yahu. Ne iştir!
Archangel's Storm  - Nalini Singh I can't express my feelings about this series. Every book has a special place in my heart. Every year i start from begining and re-read whole books. I dont think i have ever done this except Anita Blake.
I cry, laugh and feel the sorrow. Nalini is my queen.
I did not hope such a story from Jason. We knew that his past was harsh but this... And Mahiya, She would race with Jess in kindness.

Of Başcasus of. Sen yıkıp geçiyorsun adamı :(
Sonraki kitap için ölüyorum. Honor... Elena... Neha'nın bile değişik bir yönünü keşfettik.
Bu seri yüzünden kalp krizi geçirebilirim.
Bu arada unutmuşum ya ben bu seriyi!
Archangel's Blade - Nalini Singh Bu sefer 4. Tanrım bir kitapta da ağlamayayım. Lanet Dmitri.
6. kitap için ölüyorum.
Angels' Flight (Guild Hunter, #0.4, 0.5, 0.6, 3.5) - Nalini Singh Bu dört hikayeye tüm kalbimle tapıyorum. Ama Galen ve Jess'in hikayesi her seferinde içimi dağlıyor. ASLA okumaktan bıkmayacağım!
Archangel's Consort   - Nalini Singh Şimdilik veda vakti Elena sana. Kasımda görüşmek üzere..

Ağladım, güldüm, Raphael'in romantikliğine imrendim...

Seviyorum ULENNNNNNNNNNNNN
Archangel's Kiss  - Nalini Singh OFF 3. kez de okudum. Bu seriyi ölene kadar tekrar tekrar okuyacağım. Lanet olsun! :D
Angels' Blood   - Nalini Singh Bu seri ingilizce daha güzel! Türkçe çevrisi fena değil ama ingilizce muhteşeeem.. Kitabı 4. kere okudum ve beni gene büyüledi! Güldüm, ağladım. Ah tanrım. Bu seriye bayılıyorum!
Every Day - David Levithan Cık. Kabul etmiyorum bu son olamaz. Seri mi bu kitap seri değilse David'i öldürmeye gidiyorum. Nasıl olur lan bu! Puşt.

Yorum ayrıca Kitab-ı Sevda'da yayınlandı.


Ya her gün yeni bir beden de uyansaydınız?
Her gün o kişinin hayatına mümkün olduğunca az zarar verip, bir sonraki günü bekleseydiniz?
Hiç kendi kimliğiniz olmayacağını bile bile...Kendi ailenizin olmayacağını... Ödünç alınmış günler içinde yaşasaydınız?
Ve bir gün aşık olsaydınız?
Ve her gün farklı bedende, ona sahip olmayı umut ederek ve asla gerçekleşmeyeceğini bilerek...

16 yaşındaki A kendi bildi bileli her gün bir bedenden başka bir bedene sürüklenip duruyor.

Bir adı bile yok, kendi kendisine A diyor. Bir kimliği, cinsiyeti, cinsel terciği yok. Bir sabah uyandığında erkek, kadın, gay, lezbiyen, intihara meyilli, şişman, keş olabilir.

Ancak bir gün Rhiannon ile tanışıyor. Onun sevgilisinin bedeninde. Ona pek değer verdiği söylenemez. O günden sonra A, her gününü Rhiannon ile gerçirmek için elinden geleni yapıyor. Daha önce yapmadığı bir şey. Sonuçları önemli değil. Çünkü ona aşık.

Ama Rhiannon ne onu, ne gücünü ne de bir cinsel bir tercihi olmayışını anlamıyor. Anladığında ise önlerinde çok büyük bir sorun var. Üstelik Rhi birazcık mazoşist, bilindik anlamda değil.

Bu kitaptan o kadar farklı şeyler beklemiştim ki size anlatamam. Özellikle David'in adı bu kadar duyduktan sonra. Benim tarzım değildi diyip işin içinden sıyrılmalı belkide... Kitap fena değil, yalnız homofobik arkadaşların uzak durmasını öneririm.

Beni en çok etkileyen ley kitabın sonu oldu. Resmen finalsiz gibi bir şey. Yazarın e-mailini bulamadım, o yüzden facebook'a attım ama yok, cevap yok. Böyle bıraktığına inanamıyorum. Çölde son damla suyunu dökmüş bir bedevi gibi çaresiz hissettim kitabın sonunda. Aşk kitaplarda böyle olmamalı...

Kitaba 4 verdim ama hani öyle 'çok güzel bir kitap öner' dediğinizde Every Day aklımdan geçmez. Dediğim gibi, daha büyük bir şok, etki ve tarih edemediğim duyguları hissetmeyi bekliyordum...
Graceling - Kristin Cashore Yorum gelecek elbet. Ama sinir etti bu kitap beni POOOOOOO.. Yazar sana haksızlık etti. O çalınır mıydı! Ahhh, ahhh!

Yorum:

http://www.kitabisevda.com/2013/08/kitap-yorumu-yetenek-graceling-kristin.html

Graceling'i tanıtımını dahi okumadan başladığım kitaplar listesine ekleyebiliriz. Daha önce kesinlikle söylemişimdir -umarım- böyle güm diye dalınca; habersiz, bilmeden, kitabın beni şaşırtma ve etkileme oranı daha çok oluyor. Gene kısmen ön yargılarım oluyor; kitabın kapağını görüyorum sonuçta, ama bunlar o kadar da etkili olmuyor. Üstelik böyle habersizce dalmaya bayılıyorum. Kitabın gizemini ben çözmüş oluyorum, tanıtımdan hazıra konmuyorum. Çok güzel değil mi!!!!


Yetenek yedi krallığın olduğu bir dünyada geçiyor, her krallığın bir kralı ve kendine has yönetim biçimi var. Bu dünyayı ayıran en önemli özellik ise Graceling adı verilen üstün yetenekli insanlar. Bunların gözlerinin her biri farklı renkte oluyorlar ve doğumlarından bir süre sonra bu renkler kendilerini belli ediyor.

Katsa işte bu dünyada doğan Graceling arasında bile ayrı bir yere sahip genç bir kız. Küçükken kendisine karşı kaba kuvvet kullanmaya çalışan kuzenini öldürmesi ile gücü açığa çıkıyor. Çok hızlı, güçlü... Ve Kral olan amcası bu yeteneklerini kendi yararı için kullanmaktan çekinmiyor. Bir gün kendi kurduğu, muhtaç olanlara yardım etmek için gizlice yürüttüğü konsey görevindeyken -bir kralın babası kaçırılmıştır- başka bir Graceling ile karşılaşır. Po. Kaçırılan dedenin torunu ve bir Lieniddir.

Katsa onunla tanıştığı andan itibaren hayatının tamamen değişeceğinden de habersizdir.

Sert kadın karakterler benim aşil topuğumdur az çok biliyorsunuz bunu. O yüzden kitabın ilk başında üstün güçleri olan Katsa'yı okuduğumda kendimden geçtim, öyle böyle değil hem de! Güçlü, etkin, zeki ve çarpıcı... Ancak kadın karakterin gücü, anlatımdan kaynaklı olarak yer yer inandırıcılığını kaybediyordu. Üstelik kurgu çok ilginç olsa da yer yer tatmin etmedi. Kitabın geneli güzel ama sabit bir hızda ilerlemedi başında tavan yaptı, ortalarda yerlere düştü, sonuna doğru tavan yaptı, sonunda ortalardaydı.

Bu kitabın girişine sahip bir hikayeden daha çok şey bekliyordum açıkçası. Sonu çok hayal kırıklığına uğrattı :/ Önce okuyucuların olayı anlaması, sonra a karakterlerin çözmesi sürpriz olayının da içine etti yer yer. Hani önce onlar çözse ne olur! Böyle olunca açıp sonunu okuyup bir kenara fırlatasım geliyor kitabı. Yazık bana!

Kitapta sevdiğim karakter oyunbaz Po oldu. Onun yüzükleri, tavırları, gözleri her şeyi büyüledi beni. Üstelik akıllı ve kendine güvenen biri. Böyle karakterlere bayılıyorum. Kitabın sonunda yalnız orospu kaltak yazar bana büyük kazık attı. Daha da ona güvenip bir kitabını okursam! Anlıyorum, gücünü keşfetmesi için gerekliydi ama neden yahu! Neden! O kıvılcımı gözlerinde bir daha görememek böhüüüü.

Bir de bu kitapta o yollar bitimedi. Bitmedi. %40'ı falan yol olabilir. Öldürdü beni sıkıntıdan. 1 karakterlerin körlükleri 2 yollar. Yedi bitirdi beni. Savaş, dövüşleri ise cennete çıkardı resmen. Çok seviyorum böyle karakterler dövüşerek oynaştıklarında. :D

Kitabın okunulabilitesi oldukça yüksek. İlginizi çekiyorsa kesinlikle bakın. Ben sevdim, Po var, kız... Ama kurgu, anlarım ciğerimi deşti. Hele o son! Tanıtımını okumadığım için kitap gene beklediğimden çok farklıydı. Okuduğuma da pişmanım diyemem sanırım.
Tiger's Curse (Book 1) - Colleen Houck http://www.kitabisevda.com/2013/08/kitap-yorumu-tigers-curse-colleen-houck.html


Tiger's Curse... Bu kitabı daha önce duydunuz mu? Ben film haberleri gelene kadar duymamıştım açıkçası. O zaman to read listeme eklemiştim. Can sıkıntısı nelere kâdir, hiç aklımda olmadan başladım kitaba.


Konusu
Kelsey Hayes, 18 yaşına basmak üzeri olan, annesi babası ölmüş, koruyucu ailesi ile kalan bir kızdır. 18 yaşına geldiği için, kendisine çok iyi davranan bu aileye daha fazla yük olmamak amacıyla iş aramaya başlar. Kendisini bir sirke yardım ederken bulur. Orada gösterilerde kullanılan bir Kaplan görür. Anında ona çekilir. Ve bir şekilde gösterilere yardım eden adamın yanında çalışmaya başlar.

Kaplan'ın satılması sonucu onu alan adam, Hindistan'a götürmek için Kelsey'in yardımını ister. Birlikte yola çıkarlar. Ancak yolda Ren'i taşıyan aracın Ren'i bırakıp gitmesiyle, Kelsey ormanda onu izlemek zorunda kalır ve 350 yıllık bir sır ortaya çıkar. Ren aslında lanetlenmiş bir insandır. Kardeşi ona ihanet etmiş ve bu laneti beraber taşımaya mecbur kalmışlardır. Tekrar tamamiyle insan olmaları için tek şans Durga'nın seçilmiş kızının, Kelsey'in onlara arayışlarında yardım etmesidir.

Düşüncelerim
Tiger's Curse gene klasik mod ile başladım, tanıtımı dahi okumadım. Ama beklentilerim vardı. Ancak bir kitap bir insanı bu kadar mı şaşırtır! Özellikle hint mitolojisine öyle bir giriş yapıyoruz ki size anlatamam. Kitabı okurken aklıma direkt Moonstone ve Güneşin Kızları geldi. O efsanelere alışmak gerçekten herkesin harcı değil, ben alışamadım. O yüzden onlara kafa yormayı bırakıp Ren ve Kelsey'e odaklandım. Bence okumayı düşünüyorsanız sizinde bunu yapmanız gerekir. Tabii Hint mitolojisine keskin bir ilginiz yoksa...

Kitabın anlatıcısı Kelsey çok saf, temiz ve zeki bir kız. Kendinizi verdiği her karara -aptalca bile olsa- hak vermekten alıkoyamıyorsunuz. Bana bizim Sevgili Kitap'ı hatırlattı. İkisinin çok iyi arkadaş olabileceklerine inanıyorum. :D Annesini ve babasını kaybetmesi, Ren'e dair aldıkları kararlar her şey... Ezgi'yi tanımasam yazar çok totosundan atmış derim. :D

Ren ve kardeşi Kishan çok renkli ve nazikler. İkisine ayrı birer karakter yaratmamış yazar. Neredeyse ikiz gibiler. İkinci kitapta Kishan'ı okuyacağız çoğunlukla, orada bunu yapacağını düşünüyorum. Okuyacak mıyım bilemiyorum kitabı. Belki 5. ve son kitap çıktıktan sonra. Az buçuk diğer kitapların tanıtımına baktım, aşk üçgeni gibi duruyor ve ben AŞK ÜÇGENLERİNDEN NEFRET EDERİM!

Kitabın konusu çok yumuşak, aslında şöyle ifade etmeliyim. Kitabın anlatıcısı yok yumuşak, nazik. Yazar bunu nasıl kitabın anlatımına aktarmış bilemiyorum. Kitapta inandırıcı olmayan pek bir şey bulamıyorsunuz bu yüzden. Şüpheleriniz siliniyor, çünkü anlatıcı da şüpheleniyor. İnkar yok ama. Gözünüzle bazı şeyleri gördükten sonra zor olmalı.


Ren, my Golden Boy. Çok tatlı. Hem tatlı hem huysuz. Onu çok sevdim. Cesur ve aşık. Film olduğunda ona uygun birini asla bulamazlar. Ne yönden bakarsanız bakın kesinlikle eksik ve tatmin etmez. Zaten çok egzotik, mavi gözlü, ten rengi... New book boy friend? A possibility.


Kitaba dair kötü düşüncelerimde var elbette. 3 yıldız vermemin nedenleri. Öncelikle bu puanı etkilemese de kitap bir finalsiz. Sonunda hem macera yarım, hem de olaylar. Daha fazla anlatıp size spoiler dayamak istemiyorum... Kurgu ve anlatım güzel olsa da heyecandan eksik. Kitap kendini okutuyor ama çıldıracak kıvama gelmiyorsunuz. Bittiğinde güzeldi ama tatmin etmedi bu ana hissiyat oluyor, ben de bu böyle oldu. Kitapta kötü karakterin olmaması da bir eksiklikti. Size saldıran bir yılan ya da hint tanrısı pek kalıcı bir unsur oluşturmuyor. Karakterlerin savaşçı doğası çok silinik. Daha vahşi olmalarını beklerdim. Her biri eski kibarlığa sahip ama modernize olmuş. Nasıl olmuş bunu anlamadım. Purr var ama hırlama yok. :)

Kitabı şiddetle önermiyorum, ama konu ilginizi çektiyse bakmanızı tavsiye ederim. Ben karmaşık duygular içindeyim
Wallbanger - Alice Clayton Sonu bombaydı ya. The one that got awat.

http://www.kitabisevda.com/2013/08/kitap-yorumu-wallbanger-alice-clayton.html

Konusu
Caroline yeni dairesinde kedisi ile çok mutludur. Ancak bu mutluluğa pislik sıçratan tek şey gecenin 2'sinde komşusunun ayrı kadınlarla sıra sıra kendi evinde sevişmesi ve tüm seslerin ince duvarlar yüzünden kendi yatak odasında duymasıdır. Bir de yetmezmiş gibi, kendisi de orgazm sorunları yaşamaktadır. Hayat cehenneme dönerken, Caroline bir gece delirir ve Wallbanger'ın kapısını yumruklar. Ve macera başlar. Simon oradadır ve hala...

Düşüncelerim
Wallbanger bir ara bayağı popülerdi. Paranormal okuyamayınca ben de bu kitaba başladım dün aniden. İyi mi yaptım kötü mü yaptım hala bilemiyorum :/

Simon tam bir playboy ve tam bi öküz, bunu şöyle bir koyalım kafamıza. Her şeyi geçtim, kızın kalbini kırdı bilerek, ben de ona bu yüzden kin besliyorum. Caroline'de pek akıllı değil iş ona gelince, aşk diyelim ve geçelim...

Ben bu kitaptan daha çok şey beklemiştim aslında. Daha komik, daha sürükleyici, eğlenceli olmasını. Yer yer komik anları olduğu doğru ama genel olarak bakarsam çok uzun, çok dar bir konu içeriği var. İkisi sevişse de kurtulsak diyorsunuz ama ancak kitabın sonunda oluyor bu. Çok yoruldum. İki arasındaki laflaşmalar ilk başta ilginç ve komik olsa da her şeyin sonu ya pussy, ya cock ya da yatak yada başka cinsel göndermeye varıyor. Bunların yer yer zekice olduğunu kabul ediyorum ama tüm kitap boyunca bunları okuyunca, o güzellik bayağı olarak yer buluyor insanın gönlünde.

İkinin aşkının işlenişi hoştu. Yemek konusu, ekmekler... Özellikle kitabın sonuna bayıldım. Bence en komik yer orasıydı. The one that got away. Hala hatırlayıp gülüyorum. Clive benim kitaptaki favorimdi.

Purina, Spanx ve Giggle(?). Bu üç hatun wallbanger'ın ad kazanmasına yardım eden şahıslar. Onlardan biri biraz daha şirret olsaydı ne olurdu? Kitaba renk katardı. Herkes çok hoş, nazik bu kitapta. Simon bile nazikti- öküz anlarını çıkarırsak...

Komşu fantezisi denilebilir bu kitaba aslında. Simon (müstakbel wallbanger) ve Carolina'nın arkadaşlarının birlikte olması size de çok saçma gelmedi mi? Kitapta hemen herkes bir sevgili yaptı. Çok basit bence bu. Aynı şekilde kurguda beni tatmin etmedi hani. Çok boştu.

Sonuç olarak harika bulmadığım, pek önereceğim bir kitap değil. Ama eğlenceli yerleri de mevcut. Siz bilirsiniz.

Poison Study - Maria V. Snyder Kitabı ikinci kez okumak... :)
Sonsuz Dokunuş  - Corrine Jackson, Deniz Başkaya Detaylı yorum yarın sizinle!

http://www.kitabisevda.com/2013/08/kitap-yorumu-sonsuz-dokunus-corrine.html

Sonsuz Dokunuş tanıtımıyla, kapağıyla beni çeken bir kitap olmuştu. Dex çıkarsa da gönderse diye bayramda günleri saydım. Kapağı orijinal değil, biraz hayal kırıklığı oldu ama DEX'in edisyonu da fena değil. Yani güm güm, okumalı. Mor bebişim gelince, elimdeki kitabı bitirip hemen başladım.


Konusu
Remy, onu ve annesini döven üvey babasının son dayağı sonucu hastaneye düştüğünde bu olaylardan habersiz olan babası hemen gelir ve onu alıp eşi ve çocuğunun yanına götürür. Birlikte yaşamaya başlarlar. Remy normal bir hayara sahip olur, liseye başlar, yeni arkadaşlar edinir. Ancak hayatını kabusa çeviren bir gücü vardır. Diğer insanların yaralarını kendi bedenine alabiliyordur Remy ve bu yeni hayat onun için tam bir cennetir. Ancak orada karşılaştığı Blackwell'ler ile aralarında geçenler geleceğini tehlikeye atmaktadır.

Remy her geçen gün hem gücünü daha iyi tanıyıp hem de ne olduğunu, geçmişini öğrenecektir. Ancak Kötü geçmişi asla onu bırakmaz... Yeni ailesini korumaya ve yeni kazandığı bu güven duygusunu kaybetmemeye kararlıdır.

Düşüncelerim
Kitap Alacakaranlık fan-fic sanırım. Yani o kadar çok sahne, o kadar çok konuşma benziyor ki bazı sahnelerde ne yapıyo bu yazar ya dedim. Ne ettin sen dedim. Bu kadar etme, eyleme dedim. Hepimize yazık dedim. Ama dinletemedim. Çayır, onlar Cullenlar pardon Blackwell'ler, benden uzak dur, sensiz olamam, kafeterya, diğer koruyucu grup ve daha neler neler. Nette fan-fic olduğuna dair bi şey bulamadım. Kurt kuzu demek istiyorum en son olarak ve çekiliyorum. Aldınız siz mesajı.

Ama hoşlandım mı? Evet! Evet!!... (der utanç içinde ağlayarak uzaklaşır.)

Önce Asher'dan başlayalım istiyorum, Remy'ye sonra gireceğim. Bu motorlu herif beni ilk adıyla tavladı. Anita hastasıyım, Asher'ı severim. Yer edinmiş aklımda. Onun dışında pek bir marifeti yok efendimizin, sürekli aşk-ı ilan ediyor. Kızı kendinden kurtarmaya kararlı! Gabe'in totosuna baktığımız bir an geldi aklıma şimdi kitaptan. Ihıhıhı. Onu seçseydi ya! Gabe, Asher'dan daha renkli bir karakter. İlanı aşklar içimizi baymazdı en azından. Asher tam bir sözle bad boy bu arada. Kızı kurtarması gereken en önemli anda...tırt. Dövmesi, motoru, sakalı, yarası falan var ama... İntihar eğilimini de unutmamak gerek! Çocuğun içi dışı pammık pammık.

Remy, ah Remy. Bütün bunların sorumlusu sensin! Kickass olmasaydın ben bu kitaptan hoşlanmaz, alay konusu olmazdım. Zaaflarım var! Çok büyük zaaflar bunlar!

Sıralıyorum!
Kickass olması 1,
çoook kötü bir geçmişi olması 2,
ağlamaması 3,
kimseye güvenmeme çabası 4,
kontrol edemediği gücü olması 5...

Yani sizin anlayacağınız ben daha kitabın kapağını gördüğümde vurulmuştum, o günden beri de bu böyle...

Lucy,Remy'nin üvey kardeşi çok sevimliydi. Gabe'i ona yaparsa yazar vallahi bozuşuruz! Bu arada koruyucu takımının güçleri biraz saçma geldi; onlar avcı, duyabilirken neden tat, koku alamıyorlar anlamadım. Sanki yazar bir kötü yanı olsun demiş, bunları eklemiş...

Şaka maka kitapta bazı sahnelerde çok duygulandım. Yazar kurgu ve diğer karakterlerde hoyrat davransa da Remy'i oturtmuş. Benim için gerisi önem taşımıyor. - onlarda fena değil ama-

Alacakaranlık & kickass severlere önereceğim bir kitap. Hele kadın karakterin kötü bir geçmişi olsun diyorsanız. Ama hani bildiğiniz buram buram Edward & Bella kokuyor.

not: Bir de kitapta çok boş konuşma var. Aynı şeyleri 2 3 kere tekrar etti Asher. Abartı.

not2: Facebook'da gelen bir yorum la hatırladım; Koruyucuların güçleri ya da güçlerinin bedeli Fısıltı serisindeki Düşmüş Meleklere çok benziyor.
terkedildim.net - Emma Garcia, Ayşe Şirin Okyayuz http://www.kitabisevda.com/2013/08/kitap-yorumu-terkedildimnet-emma-garcia.html

Sıcak ve hareketli bir roman terkedildim.net. Üstelik daha kitabın başında yazar türk okuyucuya özel yazdığı ön söz ile karşılıyor sizi ve hikayesinin kısmen gerçek olduğunu söylüyor. Daha başka gözle bakıyorsunuz o andan itibaren kitaba. Tabii, karaktere de. Yaptığı şapşallıklar daha bir gerekçi geldi ve bana 3-4 kere kitabı kapattırdı. -_-

Ana karakterin seçimlerini, hareketlerini her zaman onayladığımı söyleyemeyeceğim. Bazen tam bir sapık takipçi gibi davranıyor. Sınır ve ya bırakmayı bilmiyor. İnsanı yoruyor ama aynı zamanda daha da gerçekçi olmasının nedeni budur belki de. Gerçeklikten uzak da bir yanı var aslında...

Max, Viv'in yıllardır frienzone'un allahını yaşattığı adam. En iyi arkadaşı. Ona daha ilk görüşte ısınıyorsunuz. En azından bu benim için böyleydi. Ama ona o kadar az yer verilmiş ki! Bu beni çok üzdü. :( Sonu bile o yönden bir parça eksik kalıyor insanın içinde.

Karakterler ve olayların gidişatı eh işte'de kalıyor. Pek bir derinliği yok. Kurguyu tahmin edemiyorsunuz, kitabın sonunda oraya varacağını hiç düşünmedim ben açıkçası. İlgi çekici olduğu su götürmez. Michael her şeye rağmen en eğlenceli karakterdi bu arada. Kısa ama öz.

Rob'un karakterinin ani dönüşü ise o kadar yapay geldi ki! Bir an karizmatik, CEO tarzı adam, öteki anda sümsük, yakala bir şey. Bu olay biraz okuma keyfime zarar verdi doğrusu. Üstelik 3 defa sana bunu yaşatan bir adamı neden geri istersin ki? Viv zayıf bir karakter, birilerine sürekli ihtiyaç duyan, tek başına hareket edemeyen biri...

Kitabın kapağına tekrar değinmek istiyorum. Oradaki mouse işareti çok ayıp olmuş çok. aaa :P

Okuyup okumama kısmını size bırakıyorum. Ama şu siteye bakmanızı öneriyorum. Yayınevi kitap için açmış. Çok hoş değil mi! terkedildim.net
Ölümcül Merhamet  - Robin LaFevers, R.L. LaFevers Yorum + okuyucu testi + alıntılar için: http://www.kitabisevda.com/2013/08/kitap-yorumu-olumcul-merhamet-robin.html

Çoook ama çoook güzeldii!!!!


Bu ara ardarda ne güzel kitaplar okuyorum ben öyle!
Ölümcül Merhamet'e mart gibi başlamış ve yarım bırakmıştım. Şimdi anlıyorum ki, o zaman paranormalim yokmuş benim. Çünkü bu sefer elime aldığımda bir solukta bitirdim kitabı!
Hemen giriyorum ve methiyelerimi diziyorum kitaba. Çok sevdim, ÇOK!

Konusu

Ismae, babasının onu satarak öküz gibi bir herifle evlendirilmesinden son anda kurtarılmış ve ölümün hizmetkarı olarak bir manastıra alınmıştır. Bundan 3 yıl sonra, o artık ölüme hizmet eden bir çıraktır. Onun adına öldürür. Zehirlerle, diğer savunma ve öldürme sanatlarıyla eğitilmiştir. Baştan çıkarma bile derstir bu manastırda. Ölümün Hizmetkarları, Ölüm'ün izlerini görür ve buna göre manastırın yönlendirmesiyle hareket ederler. Düşeş'in yanında bir hainin olma olasılığı yüzünden Ismae, Düşes'in kardeşi olan Duval'a metres olarak verilir. İki tarafta bundan haberdir. Bundan sonrası ise Düşeş'i istemediği bir evlilikten ve ülkeyi Fransızların işgalinden korumaktır.


Düşüncelerim & Dünya
Bu kitaba gerçekten bayıldım. Tarihi aşk romanları konusunda ne düşündüğümü azçok biliyorsunuz, bu kitap öyle bir dünyada geçiyor olabilir ama benlik bir kitap! Zaten doğaüstü olması yeter de artar.

Ölümcül Merhamet 1485'de başlıyor sonra 1488'den devam ediyor. Ismae'nin geçmişi, masum halleri, Duval'a karşı olan tepkileri... Onu çok sevdim, arada salak diye de saymaktan geri durmadım elbette. Ama kurnaz olduğu yönleri de unutmayalım, sakın haa. Öyle gözlerinde kalplerle etrafta gezinen bir karakter değil!! O ara sıra olan aptallıklarını gençliğine verelim.

Hikaye boyunca Ismae'nin manastırda aldığı eğitimi değilde, o eğitimin meyvelerini görüyoruz. Kendisi dönemin silahlarını kullanmada uzman, tarihi biliyor. Biraz sabit fikirli ama onun yerinde kim olsa öyle olurdu. Zehirler konusunda da kimse eline su dökemez... Derinliği olan, ısınabildiğim bir karakter...

Duval & Ismae ikilisini ayrı bir sevdim ben. Normalde aşk meşk hafiften essin isterim, fazlasını aramam. Ama bu kitapta ikisi beni etkiledi. Her şeyi bırakıp sadece benim ol tavrı yoktu belki de o yüzden. Aynı idealler uğrunda, aynı safta çalışan bir ikili vardı. bu hedefler uğrunda ölebilecek... Birbirlerini zaman içinde seven, ilmek ilmek örülmüş bir partnerlik onlarınkisi. Kitabı sevmemde çok ama çok payları var.

Lord d'Albret'e öyle küfrettim ki. Tam bir domuz o herif. Elime bir arbalet verseler, kafasından vurmayı denerim ve belki de başarırım, kim bilir! Madam Dinan'a da ölüm!!!!! Böyle iki yüzlü karakterlere katlanamıyorum.

Sorun yaşadığım tek yer kimin kim olduğu bazen kafamı karıştırıyordu. :( Biraz balık hafızalı olduğum için bu böyle. neyse ki kitabın başında Manastır, Özel Meclis ve Sarayın ahalisini listelemiş DEX. Yani açıp bakabilirsiniz benim gibi karıştırırsanız.

Kitapta neredeyse hiç hata yok, kapağı zaten çok güzel. Çevirisi de öyle. Şöyle bir orijinal ön okumaya baktım, kafam bir ters döndü. :D Kurgusu ise ayrı heyecanlıydı. Sonu herkesin mutlu olduğu sonlardan değildi, ölümler vardı. Döneme yakışıyordu... Delirmiş gibi olan yoldaşlar, ihanete uğradığını hissedenler... Gerçekçi bir yanı da var. Tarihi detaylarla da bezenmiş.

Onca olaya rağmen Mortain'i kadın hayal ettim desem? Saçma biliyorum ama, ne bileyim...

Bir de Duval, cicim, seni baştan çıkarmak için tam da adamını göndermişler ama değil mi? Kitabın sonunda okuduk. Apıştın kaldın. Hani nerde kaldı, hamlığı gençliği? Hmmm?!

Tekrar tekrar söyleme ihtiyacı hissediyorum, çok sevdim. Çok bayıldım. Ölümün Kızı'nın ne olduğunu, ölüme dokunabilmek için, Düşeş Anne'i ve kız kardeşini, Canavarı, Duval'ı tanımak için okumanızı kesinlikle önerdiğim bir kitap. Listeye aldım.

Not etmeden de yorumu sonlandırmak istemiyorum. Kapaktaki kızın elbisesi çok güzel. Kırmızı kırmızı. Ayy. Sonraki kitabı çok merak ediyorum. Çok daha karanlık bir kitap olacak gibi!!! DEX'i sıkıştırmaya gidiyorum bu yorumun ardından :P