11 Followers
12 Following
kitabisevda

Kitab-ı Sevda

Okumayan adamın yaşadığına inanmayan, filmlere de bir o kadar takıntılı blogger.

Currently reading

Robinson Crusoe
Virginia Woolf, Daniel Defoe, Gerald McCann
The Hobbit, or There and Back Again
J.R.R. Tolkien, Barbara Remington
Hounded - Kevin Hearne
http://kitabisevda.blogspot.com/2012/09/hounded-iron-druid-chronicles-1.html

İş Urban fantasy'e gelince bir dur demek lazım, çok severim. Beni çeken yönü genellikle karakterler kendi yollarını çizmişdir ve -elbette kitap boyunca bu kişiler olgunlaşıyor ama başlangıçta zaten yarı yolunda giden hayatları, gerekli bağlantıları vardır- kendi güçleri vardır. Onları kovalayan problemlere bir çare düşünebilmektedirler. Bu benim için büyük bir artı çünkü zengin karakterleri çok seviyorum.

Hounded'da işte böyle bir karakter vardı. Normalde Urban Fantasy'de kadın karakter okumaya alışkınım, ama bu sefer çok şaşırmıştım, çünkü kitabın kahramanı Atticus hem bir Druid hem de erkek. Üstelik çok iyi bağlantıları var. 2100 yaşında. Ufak bir dükkanda bitki ve büyü ile ilgili şeyler satarak hayatını kazanıyor. Ama her şey Morrigan adlı bir tanrıçanın eski düşmanı olan bir tanrının değerli kılıcı için onu öldüreceğini kehanet etmesi ile başlıyor. Bir tanrıça gidiyor, diğeri geliyor, arada bunu öpüyorlar vs.

Kitabın başı biraz sıkıcıydı ama ortalarda hikaye oturmaya başlıyor ve yabancı isimler (İrlanda) tanıdık gelmeye başlıyor.

Druid deyince rahip gibi bir şey beklemeyin. Yani böyle:



Atticus doğadan güç çekebiliyor, bilgisi bu konuda çok iyi ama o daha çok bir savaşçı. Üstelik Tanrıçaların ilgisine bakılırsada çok ilgi çekici bir erkek. Druidler doğadan güç alabiliyorlar, Atticus da bu yüzden sürekli doğa ile iç içe. Sürekli bir ağaç, bitki vs geçiyor. Yaşının getirdiği kurnazlığı, paranoidliği ve bağlantıları var. Kurtadamlar, vampirler, cadılar, tanrılar...



Bu da bize tarif edilen görüntüsü, ben pek yadırgamadım.Kolundaki dövme doğadan güç çekebilmesi için gerekli. Ayrıca boynunda 750 yıl boyunca uğraşıp yaptığı etkili bir kolyesi | tılsımı var. Ayrıca 4 tane farklı şekle girebiliyor



Neyse kitaba döneyim. Eski düşmanı Atticus'tan kılıcı almaya (eskiden ona aitmiş ama savaş sırasında Atticus'un olmuş) geliyor. Bunun için gerek tanrılar ile gerek yerel cadılarla iş yapıyor. Atticus'ın peşine polis takıyor. Dediğim gibi Atticus'un çok iyi bağlantıları, kendi gücü, yetenekleri var. Bu saldırıların hepsini bir şekilde savuşturuyor. Kitabın sonunda ise büyük bir savaş var. Kötü adam (ismi telafuz edilemeyecek kadar garip) cadılarla ve tanrılarla iş birliği yapıyor, cehennemin kapısını açıp iblisleri getiriyor ve Atticus'un köpeği Oberon (konuşabilen büyülü bir köpek) ve Avukatı (kurtadam) Hal'ı kaçırıyor. İşte bu aşamada Atticus 2100 yıl önce yapması gereken şeyi yapıyor ve kaçmak yerine kötü adamla dövüşüyor. Onu öldürüyor ve kapısını açtığı cehenneme Ölüm ile beraber gönderiyor. Kitabın sonunda Atticus'un bir çırağı ve halletmesi gereken yeni problemleri oluyor.

Kitap benim "ah çok heyecanla okudum, bittim öldüm" listeme asla giremez. En azından bu ilk kitapla, çünkü Atticus'a biraz fazla yüklenilmişti ve sürekli bir yerden bir tanrı fırtlayıp ona yardım ediyordu. Onun çaresizliğini hissedemiyorduk. Ayrıca kitapta AŞK yok. Ben urban fantasy'lerimi azıcık aşka bulanmış severim. Bu kitapta ise bir gram yok. Buda benim için büyük bir eksi.

Güzel yönleri ise karakterin bağlantıları, gücü, kurnazlığı...ve Oberon. Oberon çok renk katan bir öğeydi. Atticus ile zihinsel bir bağlantıları var ve konuşabiliyorlar. Sırf bununla da kalmıyor, çünkü Oberon'un düşünce tarzı komik. Ayrıca sosisleri ve fransız poodle'larına karşı zahafı beni kahkahalara sürükleri. Paranormal olmasa da kitapda dul, yaşlı bir bayan var. Gerek konuşma tarzı gerek Atticus ile şakalaşmaları beni gerçekten eğlendirdi.

Yazarın dil, kitabın kurgusu ise gayet güzel. olayların temelsiz geliştiğini düşünmüyorsunuz ya da bu buraya nereden geldi diye... Tek sorun sürekli bir problemin ani bir tanrı-cadı yardımı ile hallolması.

Kıssadan hisse bu kitap kesinlikle okunabilir, okunmalı. Aşk hikayelerini sevmeyenlere önerilir. Erkek bir yazar yazmış bunuda göz önünde bulundurmalı, zira kadınların eğiliminde olduğu duygusal sahneler yok.

İkinci kitabı okumayı düşünüyorum, seriye devam edermiyim işte bu konuda belirleyici rol oynayacak.

Ufak bir alıntı:
"I wanted one of those fabulous anime moments where the hero sticks the sword into the bad guy’s guts and everything quivers, even the sweat droplets, and the bad guy vomits blood and says something in a tiny surprised voice, like, “That really was a Hattori Hanzo sword,” right before he dies. Alas, it was not to be.